Haberimiz, uzun zamandır devam eden ama ulusal basında hakettiği ilgiyi pek görmeyen bir dava konusu; akademik özerkliğin, bilimsel özgürlüğünün güçler karşısında verdiği bir “Onur” mücadelesi…
Bu mücadele Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı ABD Başkanı Prof.Dr.Onur Hamzaoğlu ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı arasında başlamış olsa da alınacak kararlar memleketimizdeki akademik özgürlüğün kaderini belirleyecek türden olduğu için haberimiz oldukça ciddi, ne inci jargonu ne de özet yok baştan söyleyelim.
Prof.Dr.Onur Hamzaoğlu Kimdir?
Hamzaoğlu senelerdir Kocaeli Üniversitesinde çevre kirliliği ve halk sağlığı üzerinde çalışmalar yapan bir bilim insanıdır. Bu bilim insanının yaptığı araştırmalar pek çok ulusal ve uluslararası dergide yayınlanmış, kabul görmüş çalışmalardır.
Öyle ki bu çalışmalar sayesinde, 2006 yılında TBMM, Hamzaoğlu önderliğinde bir komisyon kurmuş ve Dilova bölgesini Sağlık Afet Bölgesi ilan etmiştir. Buna göre bu bölgede yeni bir sanayi tesisi açılmayacak, mevcut tesisler ise kapatiselerini arttırmadan çalışmalarına devam edecektir.
2009 yılında Büyükşehir Belediyesi verilmiş bu kararı görmezden gelerek bu bölgede yeni bir tesisin açılmasına izin veriyor. Hamzaoğlu bu konuda yerel basına yaptığı açıklama ile, yapılan testler sonucunda pek çok yeni doğanda ve anne sütünde kurşun, civa gibi kanserojen ağır metallerin bulunduğunu söyleyerek yeni bir tesisin daha açılma kararını üzüntüyle karşıladığını söylüyor.
Basında bu haberin çıkması -burası Türkiye çomak sokan yanar- vay sen misin halkı galeyana getiren diyerek üniversite üzerinden, devam eden çalışma sonuçlarını açıkladığı iddiasıyla idari ve ceza soruşturmaları açılıyor, savcılık 2 yıl hapis istemiyle dava açmak için üniversitenin vereceği soruşturma sonucunu bekliyor ve Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından Hamzaoğlu şartlatanlıkla suçlanıyor.
Üniversitenin Raporu ve Savcılığın Bekleyişi:
Eğer üniversite Hamzaoğlu hakkında olumsuz bir rapor verirse savcılığın 2 yıl hapis istemli dava açma hakkı doğmuş olacak. Peki bizi ilgilendiren nedir bu noktada, bir öğretim görevlisinin davasından bize ne diyenler için bu dava Türkiye için bir dönüm noktası olacaktır.
Bu dava, akademik görüş verme yetkisine sahip insanların bundan sonrası için susması ya da özgürce, yapılan çalışmaların halk ile paylaşılmaya devam etmesi demektir. Türkiye Biyoetik Derneği, bilim insanlarının araştırma verilerini açıklamaları, araştırma etiği değerlerinden kaynaklanan sorumluluklarının bir gereği olduğunu açıklayarak Hamzaoğlu’un yapılması gerekeni yaptığını söylese de üniversite ne yönde karar verecek henüz belli değil.
Diğer taraftan Hamzaoğlu’un, kendisini şarlatanlıkla suçlayan Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında açmış olduğu hakaret davası da basit bir dava konusu olmasına karşın henüz sonuçlanmadı ve 15 martta tekrar görüşülmek üzere ertelendi. Muhtemelen mahkeme de üniversitenin vereceği soruşturma sonucunu bekliyor.
Umarız bu onur mücadelesi Tükiye’de artık iyice kıskaca alınmış olan, her yönden her türlü baskının uygulandığı bilim adına, özgürlük adına, gerçekler adına onurla sonuçlanır.
Yüzlerce akademisyen, sendika kuruluşları, yurt dışı kaynaklı pek çok çevre örgütü Onur Hamzaoğlu’na bu onur mücadelesinde destek olmuş durumda. Akademik özgürlük adına onur mücalesine katılmak isteyenler şurayı tıklayarak konu ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilir ve desteklerini gösterebilirler.






bu dilovası denen illet yerde kanserden olme riskniz 3 kat daha fazla ve eğer on yıldan fazla orda yasıyorsnz bu dilovasına yasayan diğer insanlara gore 4-5 kat daha fazla.
yani orda yasıyosan yarraa yedin demek
bu memlekette ne onuru ne özgürlüğü ama tebrik ederim duyarsız kalmamıssınız
bu ne amk
okumadım ama çok güzelmiş panpa
allahını seven özet geçsin yoksa bu gud görlü sikicem
her yerinden öpüyorum panpa
amına kürekle vur
ccc akademisyen dayanışması ccc
meyve veren ağaç götünüze mi giriyor amk ? hep destek tam destek